“Dude, you can’t take something off the Internet.. that’s like trying to take pee out of a swimming pool.”
Temiz internet’le sansürü karıştıranlara duyurulur…
“Dude, you can’t take something off the Internet.. that’s like trying to take pee out of a swimming pool.”
Temiz internet’le sansürü karıştıranlara duyurulur…
Web 2.0′ın bana göre en büyük farkı yaratan yanı RUI (rich user interface) ‘lerin yaratılmasında 2 şey önplana çıkıyor: firebug ve javascript framework’leri.
Prototype, ben de dahil olmak üzere birçok web geliştiricisinin hayatını kolaylaştıran süper bir javascript framework’ü. Prototype üzerine inşaa edilen script.aculo.us’un yaratılmasına neden olduğu için ayrı bir öneme sahip benim gözümde.
Bugün prototype’ın yaratıcısının blog’undan prototype ile nasıl kolayca javascript geliştirebileceği ile ilgili bir screencast‘in yayımlandığını öğrendim.
Screencast’i peepcode yayımlıyor, ama bana ilginç gelen yanı şirket bu screencast’leri satıyor. Daha da ilginç olanı sanırım satın almam :)
Başarılı olduğunu söylemem lazım, kesinlikle tavsiye edilir…
Politikadan pek hoşlanmam, desteklesem de desteklemesem de politik konularda konuşmayı da sevmem… Özellikle web teknolojileri konulu bir blogda politik içerikli bir yazı yazmanın da çok yanlış olduğunu düşünüyorum.
Ancak bazı konulara tepkisiz kalamayız…
Bu sitenin yakında sadece 367′ye kadar sayabilenlere sayı saymayı öğreteceğini düşünüyorum…
37signals, birçoğumuzun olduğu gibi web2.0 camiasında da çok popüler bir şirket.
Basecamp ürünündeki çok basit bir değişiklikten bahsetmişler, ne düşünerek değişiklik yaptıklarını da anlatmışlar.
Arabirimin kullanıcıyı yönlendirecek şekilde tasarlanması işte bu demek:
http://www.37signals.com/svn/posts/383-design-decisions-upload-a-new-version-of-in-basecamp
FotoKritik‘in açıldığından beri en çok tartışılan yönlerinden biri fotoğraf kalitesi ve anı fotoğraflarının FotoKritik’te paylaşılmasıdır. Anı fotoğraflarının FotoKritik’e ısrarla yüklenmesinin nedeni şüphesiz fotoğraf paylaşım konusunda tatmin edici Türkçe bir site olmaması. Var olan Türkçe projelerinin tamamı fotoğraftan anlamayan kişiler tarafından oluşturulduğu için içerik de yeterli olmuyor.
Hem FotoKritik’in gidişatı açısından hem de Nokta‘nın vizyonunda yer alan Türkçe içeriğe katkıda bulunması açısından çılgın programcımız cücü‘yle negatif.com‘u hazırladık.
Şu an için emekleme safhasında negatif… Yapı olarak özellikle flickr’dan esinlendik, üstüne benim FotoKritik’ten edindiğim tecrübeleri ekledik. En basit fonksiyonlarla negatif’i yayına açtık. Ziyaretçilerin davranışlarına göre yeni fonksiyonlar yavaş yavaş eklenecek ve negatif albüm fotoğraflarının saklandığı, organize edildiği, paylaşıldığı ve dünyadaki son teknolojilerin uygulandığı bir site olacak. GoogleMaps entegrasyonu, API, RSS, upload araçları, cep telefonundan doğrudan fotoğraf gönderme gibi teknolojik özelliklerde gözümüz…
Umarım negatif Türk internet kullanıcısı tarafından sevilir, biz Nokta ailesi olarak keyifle kullanmaya başladık. Ortak söylem: “Beğenmeseler de olsun, biz kendimiz kullanırız :)”
Nokta olarak 15-18 Nisan 2007 tarihlerinde San Francisco’da sunulacak olan Web 2.0 konferans ve fuarına gidiyoruz. Gerçekten etkileyici kişiler etkileyici konularda konuşacaklar. Amazon’un kurucusu ve CEO’su Jeffrey P. Bezos, Google ve Novel’in yönetim kurulu başkanı Eric Schmidt, Yahoo’dan Jeff Weiner gibi “ünlü”lerin yanısıra idollerimden Cal Handerson‘ın da dahil olduğu birçok usta ilgi çekici konularda konuşacaklar.
Benim için heyecan verici bir organizasyon gerçekten. Tek üzüntüm aynı saate gelen konuşmalardan sadece birini seçmem gerekecek :)
Rails ile ilgili umut vaad eden bir IDE olarak görüyordum RadRails’i… Bugün okuduğum geliştiricisinin bir yazısı ile canım sıkıldı biraz. Open source geliştirmek çok keyifli ama sonuçta profesyonel işimiz olmadığı için vakit bulamıyoruz gibisinden birşeyler yazmışlar ve destek istemişler. Eğer projeyi sahiplenecek tecrübeli birilerini bulabilirlerse sorun yok ama eğer bulamazlarsa bana göre gelecek vaad eden kaliteli bir IDE daha versiyon 1′e ulaşamadan sona erecek.
Daha önce de belirttiğim üzere, rails, web geliştirme işini çok iyi bilen profesyoneller için hız kazandıracak bir framework ve bu hızı kullanabilmek için uygun bir IDE şart. Windows platformu için bu hızdan yararlanma ihtimalimizi öteledik gibi gözüküyor…
Aslında bir yandan ZF de fena gitmiyor gibi, Zend Studio’nun 5.5 versiyonunda ZF kod kümelerini tamamlama kabiliyeti gelmişti, üstüne Zend Studio’da akıllıca “template”ler oluşturarak bir altyapı oluşturulabilir. ZF’nin bana göre eksik olan tarafı “Agile Web Development With Rails” türü bir yönlendirici doküman (guide). Çevik programlamayı (agile programming) öğrenip Zend Framework’e uygulamak programcılara kalıyor.
Rails hoşuma gidiyor, ama rails fanatiği değilim. Bu tür gelişmeler hangi platformu tercih edeceğimi belirleyecek gibi duruyor. Gelişmeleri takip ederken hala kendi stilimde proje geliştirmeye devam ediyorum. Frameworkleri incelerken öğrendiklerim de stilimi yönlendiriyor. Bu böyle gidecek, ta ki stilimle bir framework (hangisi olursa artık) ortak bir noktada buluşuncaya kadar…
Bu sabah Hürriyet’e göz atarken ekonomi sayfasında mortgage ile ilgili yazıları okudum. Mortgage’in türkçesini TDK “tutsat” olarak önermiş. Kulağa biraz değişik gelse de “morgıç”tan daha estetik olduğu kesin. Maliye Bakanı’mız da beğenmedik başka birşey bulana kadar mortgage kullanalım görüşündeymiş sanırım.
Script’e betik derken çok zorlandım, server sunucu oldu client istemci. Bunların hepsi kulağıma bir garip gelse de kullanmak için zorluyorum kendimi. Server yazıp “sörvır” okumak daha çok rahatsız ediyor.
Ayrıca okuyamayanları görünce de insanın canı sıkılıyor. Neredeyse milyon dolara web projesi satma başarısına imza atmış insanların programcılarına goder (coder - kodır okunur normalde) demesi, vebkem diye okuması gereken webcam’i “vebcam” diye telaffuz etmesi hem komik hem can sıkıcı.
Allah aşkına elma deyin armut deyin ne derseniz deyin ama kurtarın bizi şu mor kıçtan…
Bu blog ağırlıklı olarak Ruby on Rails‘e değiniyor. Rails’in sonuca odaklı hızlı geliştirme yeteneği, yıllardır tercih ettiğim PHP’ye baskın çıkarken ruby’nin php’den yavaş çalıştığı bir gerçek olarak önümüzde yer alıyor. Peki tercih yaparken performansı ne kadar göz önünde tutmalıyız, biraz irdeleyelim…
» Read the rest of the entry..
Arada bir Buces BBS’te ve forumlarda sorulan sorulara bakıyorum, ya da ilgi çekici girişimlerin kaynak kodlarına göz atıyorum. Aslında bir web geliştiricisinin hayatını kolaylaştıran birçok araç ve kütüphane varken insanlar hala zor yolları seçiyor. Ben kullandığım bazı araçlardan bahsedeyim:
» Read the rest of the entry..